KARANFİL (Dianthus

Karanfillerin çeşit ve cinslerini birbirinden ayırmak için en basit usul bunların yaşayışlarının süresine göre sıralamaktır. Karanfillerden bir yıl, iki yıl veya ömürlü yaşayanlar vardır. Bir yıl yaşayan karanfiller : Tohum ile yetiştirilen bu cinsin çeşitleri, çiçek verdikten sonra ömürleri son bulur. Tohumları toplanarak ertesi yıl ayni şekilde yetiştirilir. Bunların katmerli ve katmersiz çeşitleri ve çok zengin renkleri vardır. Bazıları bir sap üzerinde bir çiçek ve bazıları aynı sap üzerinde çeşitli çiçekler verirler. Bazılarında çiçeklerin çanak denilen kesesi çatlamaz. Bunlar arasında da büyük çiçek açan çeşitler vardır. Bir yıl yaşayan cinsler şunlardır: 1 — Pesent karanfili (Çin karanfili) 2 — Heddeviğii karanfili (Japon karanfili), 3 — Gardner karanfili, 4 — Dantelâlı karanfil (Sibirya karanfili). 5 — Hüsnüyusuf (Şair karanfili). 1 — Pesent karanfili (Dianthus Sinensis): Çinde bulunmuş olan bu çiçeğin renkleri çoktur. Renklerinin garip şekilde çizgilerle süslenmiş olması bu çiçeklere her tarafta rağbet kazandırmıştır. Katmerli, katmersiz çeşitleriyle çiçekleri pa- naşeli, fidanları bodur veya yüksek, yaprakları dar veya geniş çeşitleri mevcuttur. Tohumla kolaylıkla çoğaldığı için melezleri de arttırılmıştır. Geniş yapraklı olan çeşitleri diğerlerinden daha sonra çiçek açarlar ve Kasıma kadar devamlı çiçek verirler. Yetiştirilmesi: Tohumu Ağustos sonundan Kasıma kadar ekilebilir. Fidelen lodosa karşı ve duvarla soğuk rüzgârlardan korunmuş bir tarlaya şaşırtma edilir. Nisana kadar bu- rado korunur. Karlı havalarda don tutan yerlerde üzerleri hasır, ot gibi şeylerle örtülerek Nisanda bahçeye dikilir. Karanfil tohumlarını sıra ile çizgilere ekmelidir. Eğer, kıştan önce tohum ekilmesi mümkün olamazsa, Nisanda camekânda veya camlı kasalarda sıcak yastıklara tohum ekilir ve Mayısta şaşırtma yapılarak Haziranda bahçeye dikilir. Fakat bütün yaz boyunca çiçek almak için Nisanda tohum ekmekle beraber, Mayısta da tohumu doğrudan doğruya fideliğe veya camsız kasalara ekilerek ikinci şaşırtma yapmadan fideler Haziranda bahçeye dikilebilir. Bu karanfiller Haziranda dikileceği zaman evvelâ fidanları bolca sulamalı ve sonra toprağın tavlı bulunduğu sırada her fidanı biraz top- rağiyle beraber çıkarmalıdır. Dikim için güneşsiz ve serin bir hava lâzımdır. Bu iş akşama doğru kolaylıkla yapılır. 2 — Heddeviğii karanfili (D. Heddevigii): Japonyada bulunmuştur. 20 - 30 santimetre kadar boylanır, yapraklan kül rengindedir. Çiçekleri 4-7 santim kutrunda olur. Çiçeklerin çeşitli renkleri vardır. Şekil olarak, zarif ve güzel çiçeklerdir. Bu karanfilin katmerli, katmersiz, çiçekleri yırtmaçlı ve des- tere dişli çeşitleri vardır. En meşhur çeşidi (Doğu kıraliçesi) ismi verilen (Reine de L'orient) dır. Yetiştirilmesi: Pesent karanfilinin aynıdır. 3 — Gardner karanfil (D. Gardnerianus): Menşei meçhul olan bu cinsin fidanı kuvvetli, yaprakları geniş, 35 santim boylanan dallı bir karanfildir. Her renkte çiçekleri vardır. Yetiştirilmesi de Pesent karanfili gibidir. 4 — Danteiaîı karanfil (D. Dentosus): Doğu Sibirya’dan Avrupaya getirilmiştir. 15 - 25 santim kadar büyüyebilir. Çiçekleri dantelâ gibi kenarlıdır. Katmerli ve katmersiz çeşitleri vardır. Çiçekleri dayanıklıdır. Mayıs’tan Eylül’e kadar çiçek açarlar. Bahçelerde bölme kenarlarına (bordür-kenarlık) dikmek için çok iyidir. Yetiştirilmesi: Tohumdan yetiştirilir. Tohum Mart'tan Ağustos'a kadar ekilebilir. Mart'ta ekilenler Mayıs’ta şaşırtma edilerek tarlaya dikilir. Ağustos'ta çiçek açarlar. Ağustos’ta ekilenler ertesi yıl Nisan'da çiçek açarlar. Bu cins karanfilin çelik ve ayrıç usulleriyle yetiştirilmesi mümkündür. Bu işi sonbaharda yaparak fidanı birkaç yıl yaşatmak ve çiçeklendir- mek mümkündür. 5 — Hüsnüyusuf (D. Barbatus): Menşei Avrupa olan Şa-ir karanfili veya Hüsnüyusuf, birçok çiçekleri bir demet şeklinde ve toplu halde bulunan bir karanfildir. Katmerli ve katmersiz pek çok çeşitleri vardır. Renkleri, manzarası çok güzeldir. Tohumları değişmeden cinsler ve çeşitler elde olu-nabilir. Sıcak memleketlerde iki yıl yaşarsa da memleketimizdeki hayatı bir yıldan fazla sürmez. 40 - 50 santim kadar yükselir. İki sene yaşayan karanfiller: Bu cinsler de tohum ve çelikle veya kök sürgünleriyle ço- Pratik Çiçekçilik — F.: 6 ğaltılır. Çeşitleri azdır. Başlıca cinsleri Flon ve Yıldız karanfilidir. Lu Flon Karanfili (D. Semperflorens): 35-40 santiro boylanan bu çeşidi, Mayıs'tan Aralık ve Ocağa kadar çiçek açarlar. Çiçekleri de vazolarda uzun zaman dayanır. Fidanı da kuvvetli büyür. Çeşitleri tamamen katmersizdir. Renkleri güzel, ve hafif bir kokusu vardır. Bir sap üzerinde birkaç çiçek verirler. Yetiştirilmesi: Tohum ile pek az yetiştirilir. Tohum Ağus- tos’ta ekilerek ilkbaharda tarlasına dikilir. Çelik veya kökten ayırma (ayrıç) ile çoğaltılmaktadır. Bu işi, Ağustos'ta veya Nisan'da yapmak usuldendir. Çelikler çabuk köklenirler. Sıcak memleketlerde bu karanfiller iki yıldan fazla yaşarlar. Yıldız Karanfili (D. Superbus): 40 - 70 santim boylanır. Çiçekleri kokulu ve şeklen yıldıza benzerler. Mayıs'tan Ağus- tos’a kadar çiçek açarlar. Hem güneşli hem de az gölgeli yerlerden hoşlanır. Bundan dolayı ağaçlıklı bölmelerin kenarlarına dikilmektedir. Yetiştirilmesi: Tohumla çoğaltılır. Tohumlar Nlsan'dan Ağustos’a kadar ekilebilir. Tarlaya ancak Eklm’de veya daha iyisi Mart’ta dikilmelidir. Nisan'da camekânda veya sıcak yastık üzerine ekilirse ve bir ay sonra şaşırtma edip güneşli bir yere dikilirse Ağustos'ta çiçek açmağa başlarlar. Uzun ömürlü karanfiller: Bazı iklimlerde kökleri bozulmaksızın uzun müddet toprakta kalan ve her yıl yaprak ve çiçek veren bitkilere (haiide) veya (kökü yerli) ismi verilir. Karanfilin de bu itibarla halide cins ve çeşitleri vardır, bu çeşitlerin hepsi makbul çeşitlere sahiptir. Her çeşidin melezleri, büyük, küçük, katmerli ve yarım katmerli ve hattâ katmersiz çiçekli olanları vardır. En meşhur karanfiller bu çeşitler arasından çıkmıştır. Elde edilen melez veya yeni cinslerden çıkarılan çeşitlerin adedi bini geçmektedir. Tohum, çelik, daldırma usulleri ile çoğaltılan karanfiller medenî dünyanın en çok sevilen ve her tarafında yetiştirilen çiçeklerden biridir. Tohumla yetiştirildikçe ve çe-likleri yapılmazsa ömrü iki yıl sürer. Başlıca cinsleri: 1 — Çiçekçi karanfili. 2 — Fantazi karanfilleri. ı 3 — Flaman karanfilleri. 4 — Misk karanfilleri. 5 — Çatlamayan karanfiller. 6 — Yediveren karanfiller. 1 — Çiçekçi Karanfili (D. Coronarius): Fransızların «Oillet des flueristes» adını verdikleri bu cins, Avrupa'nın her tarafında ıslâh edilmiş bir cins olarak mevcuttur. 50 - 60 santim boylanır. Çiçekleri kokulu, orta büyüklükte, Keisi yırtılmaz, çiçekler dik ve saplan uzuncadır. Haziran'dan Eylül’e kadar ve bazı çeşitleri Kasım'a kadar çiçek açarlar. Yetiştirilmesi pek kolay olan bu karanfiller yüzyıllardan beri bahçelerimizde yer tutmuştur. Yalnız bu cinsin bine yakın çeşitleri mevcuttur. Tohumla yetiştirildiği müddetçe bu çeşitlerin adedi artmıştır. Çoğaldıkça çoğalan çeşitler karşısında bu cins karanfili esaslı bir şekilde tetkik etmek lâzımdır. Bunun için çiçekçi karanfilini çiçekleri büyük olan karan- illerin ceddi olarak kabul etmek gereklidir. Başlıca cinsleri şunlardır: A — Kırmızı Karanfil Buna «Grenadin» karanfilleri de derler. Çiçekleri kırmızı olduğu İçin şurup ve likörleri boyamak ve kokulandırmak için kullanılır. Fransa’da «Grenadin» adiyle tanınmış likörler bu karanfillerle yapılır. Bununla beraber, bu cinsin penbe çiçeklisi de vardır. Çiçekleri katmerli olan çeşitleri çelikle ve katmersizleri tohumla yetiştirilirler. Çeşitleri çoktur. Erken çiçek açarlar. Saksıda dikmek ve biçme çiçek İçin elverişlidir. B — Bodur turfanda çeşidi: Bodur katmerli turfanda karanfillere Viyana karanfili de denilir. Fidanı sık dallı, çiçekleri çok ve katmerli, renkleri zengin, erken çiçek açarlar ve genellikle her çiçek bir renklidir. Her yıl tohumla yetiştirilirse fidanlar kuvvetli ve çok çiçekli olurlar. Çeşitleri çoktur. C — Margarit karanfilleri: Açıkta yetiştirilen karanfiller arasında çok kıymet bulmuş ve yedi veren çiçekli bir karanfildir. Çiçek sapları çabuk büyür ve uzun olur. Çiçekleri büyük ve dolgun katmerlidir. Kıvrımlarının uçları dantelâ gibidir. Renkleri zengindir. Zorlukla tohum bağladığı için yetiştirilmesi daha çok çelikle yapılır. Fakat tohum almak için, tohumları camekân içinde Ekim’de ekmeli ve camekânda şaşırtma etmelidir. Her fidanı Mayıs’ta 30 - 35 santim aralıklı olarak güneşli bir yerde dikme- lidir. Temmuz’dan Aralık ve Ocak’a kadar çiçek verirler. Yazın açılan çiçeklerden tohum almalıdır. Çeşitleri çoktur. Margarit karanfilinin bir de demir saplı (Tige de fer) ismi verilen bodur bir cinsi vardır ki çiçek sapları kuvvetli olur, fakat fidanın boyu 25 - 30 santimi geçmez. Çiçekleri çok ve büyüktür. Saksıda yetiştirmek için elverişlidir. Kışın camekânda tutulursa çiçeklerini esirgemez. (Malmaison) cinsi de makbuldür. Büyük ve daima çiçekli (O. Perpetuel Geant) ve Nis çocuğu (O. Enfant de Nice) gibi iki cins ile bu cinslerin çeşitleri, Mösyö Chabaud tarafından zengin bir kolleksiyon halinde yetiştirilmiş, Nis karanfillerinin meşhur büyük çiçekli esas tipleridir. Tohumları ekildikten altı ay sonra çiçek verirler. Demir saplı karanfiller: Çiçekçi karanfilleri ırkından elde edilmiş olan demir karanfiller (O. tige de fer) çiçeklerinin büyüklüğü ve saplarının dik ve sağlamlığı ile ün kazanmıştır. Bunları diğer karanfiller gibi çubuk veya ince hereklerle bağlamaya ihtiyaç yoktur. Çiçekler çok kere hep bir renklidir. Tohum ile yetiştirildiği gibi çelikle de kolaylıkla yetiştirilir. Değişik çeşitleri vardır. Bir sap üzerinde bir kaç çiçek açarlar. 2 — Fantazi karanfilleri (O. Fantaisie): Renklerinin karışık olmasından dolayı bu adı alan karanfiller en zengin çeşitlere sahiptir. Çiçekleri katmerli, fidanları kuvvetlidir. Tohumlan ile daima yeni çeşitler elde edilmektedir. İngiliz, Alman karanfilleri hep bu çeşitten çıka-rılmışlardır. İngiliz karanfillerinde çiçeklerde esas renk beyazdır ve kenarları az dişlidir. Yalnız bu kenarlar diğer bir renk ile süslüdür. Alman karanfillerin ise, çiçeklerin ortası daha koyu ve kenarları daha açık birer renkle süslüdür. Koyu renk bu cinsin çeşitlerinde fazladır. Alman karanfiline «Bohemya» karanfili de derler. Tohum ve çelikle yetiştirilir. 3 — Flaman karanfilleri (O. Flamands): Çiçekleri orta boyda, kenarlan dişsiz, yuvarlakça ve geniştir. Esas rengi çok kerre beyazdır. Diğer renkleri bu beyazlık üzerinde ,geniş çizgiler, hatlar halindedir. Dolgun katmerli olanları makbuldür. Renklerinin çiçekler üzerindeki vaziyetine göre bunların ayrı ayrı adları olduğu gibi, çeşitleri de renklerine göre kıymet kazanmıştır. Çok kerre çeşitlerini tohumla elde etmek zordur. Damızlık ve iyi yetiştirilmiş fidanlardan tohum almak lâzımdır. Çelikle de artırılır. 4 — Misk karanfilleri (O. Mignardise) : Çiçekleri tüy gibi ince kenarlıdır. Fidanı kuvvetli ve küçük bir çalı şeklindedir. 20-30 santim kadar boylanır. Çok çiçek açar, kokusu kuvvetlidir, renkleri daima beyaz ve nadiren penbedir. Bazen beyaz üzerinde diğer renkler de bulunur. Katmerli ve katmersiz çeşitleri vardır. İngilizler bu cins karanfilleri çok sevdiklerinden melez çeşitlerini elde etmişlerdir. Yedi veren melezleri meşhurdur. Bu cins karanfiller nemden bozulurlar. Saksılarda ve bahçe bordürlerini süslemek için yetiştirirler. Mayıs’tan Temmuz’a kadar çiçek açarlar. Çelikle ve köklerinden ayırarak yetiştirilir. Bu işi Ağus- tos'tan Aralık ve Ocağa kadar yapmak mümkündür. Çelikleri gölgeli bir yerde cam altında olarak Haziran'da yapmalıdır. Kumlu hafif topraklan sever. Katmerli çeşitler çok az tohum verirler. Tohumla yetiştirilecek olursa yüzde sekseni katmersiz karanfil çıkar. 5 — Çatlamayan karanfiller (O. Américaine) : Çiçekleri katmerli ve büyük, sapları uzun ve dik olan bu karanfillere genellikle (Amerikan karanfili) adı verilmiştir. Gerçekten Amerikan bahçevanları bu cins karanfillerin bir çok melez çeşitlerini elde etmişlerdir. Bu cins karanfillerin çiçeklerinin büyük olmasına rağmen keisleri (çanak veya çiçek kesesi-calice) çatlamaz ve daima silindir şeklini saklarlar. Bu çatlamak olayı, çiçeğin büyük ve dolgun katmerli olmasından ileri geldiği için, Amerikan karanfili bundan dolayı çok rağbet kazanmıştır. Gerçi çatlamayan karanfiller arasında Nis karanfillerinden birkaç çeşit varsa da; bunlar Amerikan çeşitleri tohum ile yüzde 60-70 katmerli çiçek verirlerse de, çelik veya daldırma iie yetiştirilmesi tercih olunur. Ocak'ta sıcak camekânda ekilen tohumlardan altı yedi ay sonra çiçek almak mümkündür. Çeliği de Temmuz’dan sonbahara kadar yapılmalıdır. Daldırma; çiçekler kuruduktan sonra yapılır. Amerika karanfillerini yetiştirmek için Amerikalılar büyük sermayeli şirketler, cemiyetler kurmuşlardır. Soğuk hava de-poları olan vapurlar, trenlerle dünyanın her tarafına bu karanfillerden taze çiçek sevk ve ihraç ederler. 6 — Yediveren karanfiller (O. Remontant): Karanfilciiik hayatında son yüzyılın en başarılı bir eseri olarak gösterilebilecek olan yediveren karanfillerinin elde edilmesi dünya çiçek piyasasında büyük bir değişiklik meydana getirmiştir. Bu cins karanfiller en büyük çiçek veren çeşitlere sahiptir. Çiçekleri katmerli .dolgun ve renkleri çok zengindir. Bazılarında keis çatlamaz ve yırtılmaz. Bazılarında ise keis çatlar. Eğer fidanlar kuvvetli ve iyi büyütülmüş ise çatlama olayı daha azdır. Kokuları kuvvetlidir. Çok çiçek açarlar. Her çeşidin dayanıklığına göre 1 - 4 defa ucu yani sürgün dalını kesmek suretiyle sonbahardan ilkbahara kadar çiçek alınır. Bu şekilde bir karanfil kökünden en fazla 50-60 adet çiçek toplanabilir. Yediveren karanfiller arasında Lyon şehrinde islâh edilmiş cinslerden bodur (demir saplı) kuvvetli çeşitler elde edilmiştir. İtalya ve Nis karanfillerinin yüzlerce çeşitleri hep bu cinsten çıkarılmıştır. Tohum ve çelik ile çoğaltılır. Tohum ekilirse ,on dört ay sonra çiçek vermeğe başlarlar. Çelikleri Amerika karanfili gibi ve aynı mevsimde yapılır. Özellikle; (Guillaud) cinsi yediveren büyük çiçekli Nis karanfilleri Aralık ve Ocak'ta camekânlara ekilirse ertesi sonbaharda çiçek açarlar. Sarı ve beyaz renklileri ünlüdür. 50-60 santim boylanırlar. Bodur demir saplı cins ise, kışın limonlukta veya salonlarda çiçek açabilirler. Renkler ve şekiller: Karanillerin renklerini tesbit etmek güllere nisbetle daha kolaydır. Koyu siyah, yeşil ve mavi renkten başka her renkte karanfil elde edilmiştir. Diğer renklerin birbiriyle birleşmesinden meydana gelen karışık renkleri de tetkik edersek, gülden sonra en zengin renklerin karanfillerde bulunacağını kabul etmek lâzım gelir. Ebruleşmek, noktalı, tırtıklanmak, dantelâlı olmak, kenarların değişik renk alması gibi, renklerinde ve şekillerinde az çok farklar meydana gelmesi, karanfil cinslerinin artmasına sebep olmuştur. Karanfillerde esas renkler; beyaz, penbe, açık san, fes rengidir. Bunların dışında kalan renkler hep melezleme ile elde edilmiştir. Şekillerin hepsi azçok aynıdır. Ancak cinslerine göre büyük veya küçük çiçekli, katmerli veya katmersiz olanları vardır. Bazı katmerli karanfillerde tüveyç (taç veya çiçek yaprağı) adet itibariyle çok olursa keis bu kadar tüveyci taşıyamadığından dolayı kenarından yırtılır veya çatlar. Çok zaman Nis ve İtalya karanfillerinde olduğu gibi. Fakat Amerika karanfillerinde keis kalın olduğundan çatlamaz. Karanfilciler çatlayan karanfillerin keisini, iplik, ince tel, lâstik, kâğıt veya ince mukavvadan huni gibi şeylerle bağlarlar ve bu suretle çatlak yerinden dışa sarkacak tüveyçlerin çiçeğin şeklini ve zerafetini bozmasına meydan bırakmazlar. Çatlayan karanfiller daha büyük çiçekli olurlar. Fakat gösterişi çatlamayanlar kadar cazip değildir. Çiçeğin rengi, çelik ile artırılan fidanlarda daima aynı renkte olur. Fakat tohum ile çoğaltılınca bir iki yıl zarfında hem renk hem de şekilleri azçok değişikliğe uğrar, hattâ; bazı öyle garip çeşitlere rastlanmıştır ki; çiçek açtıktan ve bu çiçek kurumaya başladıktan sonra çiçeğin göbeğinden yeniden bir konca sürer ve bu konca aynı renk ve şekilde ikinci bir çiçek açar. Bu gibi karanfillere (ikiz karanfil) denilir. Böyle ikiz çeşitlerin çelikleri de her sene ikiz çiçek açabilir. Karanfilin çoğaltılması: Karanfiller; tohum, çelik, daldırma ve aşı lie çoğaltılır. Tohum: Karanfil kolaylıkla tohum veren bir bitkidir. Fakat tohum verebilmesi için, çiçeklerin katmersiz olması lâzımdır. Katmerli çiçeklerden tohum almak için erkek ve dişi organlarının birbiriyle çifleşmesi gerekir. Eğer tabiaten bu olay meydana gelemiyorsa; sun'î olarak bu vazifeyi yaptırmak zo- runluğu vardır. Çatlayan karanfiller bile çok kere tohum yapamazlar. Tohum elde edilemezse yeni çeşitler, yeni renkler elde edebilmek kabil değildir. Bunun için sun’î melezleme usuliyle (1) katmerli karanfillerden tohum almalıdır. Tohum ile yetiştirilecek karanfillerde yüzde 60 - 70 nisbe- tinde katmerli çiçekler ve iyi çeşitler çıkar ve bu gibilerin fidanları da kuvvetli ve sağlam büyür, hastalıklara daha dayanıklı olurlar. Tohum ekme zamanı değişiktir. Bir ve iki yıllık karanfillerin Şubat'tan Nisan’a kadar ve turfandacılık iklimi olan yerlerde Aralık'ta tohum ekilebilir. Camekânı olanlar sonbaharın sonunda veya Şubat'ta tohum ekmelidirler. Tohumlar kasalarda ince kum, yaprak çürüğü ile yarı yarıya karıştırılmış bir harç üzerine ekilmeli, tohumu toprağa temas için sıkıştırılmalı ve üzerine bir santimetre kalınlığında aynı harçtan bir tabaka toprak örtmelidir. Genç karanfiller nemden çabuk müteessir oldukları için sulama işine çok dikkat etmek lâzımdır. Genç fidanlar 3-4 yapraklı olunca aynı harca ilâve edilmiş bir kısım kırmızı renkli buğday toprağı ile yapılan yeni harca şaşırtma olunmalıdır. Fideler 7-8 yaprak olunca saksılara veya tarlasına taşımalı ve dikmelidir. Birinci şaşırtma fidelen beşer, ikinci şaşırtmada onar santim aralıklı dikmelidir. Camekânda ekilmiş tohumların fidelerini havaya alıştırmak lâzımdır. Havasız kalan fideler koyu yeşil rengini alamazlar ve bu yüzden kuvvetsiz kalırlar. Pişkin olmayan yani havasız kalarak boylanan fideler çabuk bozulmağa başlarlar. Aralık ve Ocak'ta sıcak camekânlarda ve sıcak yastıklarda ekilmiş tohumların fidelerini dikkat ile bakmalıdır. (1) Sun’î melezleme usulünün tatbikatını yapmak isti- yenler (Gül Bahçesi) kitabını okumalıdırlar. Özellikle çürüklükten korumak için çok sulamamalıdır. Bol aydınlık, nemsiz hava karanfil için en lüzumlu şeylerdir. Açığa dikilecek fideler için toprağı 20-25 santim derinliğinde güzel izlemeli, kalburlamalı, eskimiş gübre ile gübreleyip hazırlamalıdır. Karanfil tarlası daima güneye (lodosa) doğru yapılmalıdır. Eğer tarlanın poyraz ve karayel semtleri duvarla kapalı olursa daha iyidir. Eğer fideler bu tarlaya şaşırtma yapılacaksa her fideyi 10 santim aralıkla dikmelidir. Şayet bu tarla çiçek almak için karafillere tahsis olunacaksa, o zaman tarlanın evvelceden 40 - 50 santim derinliğinde ki- rizme edilmiş olması lâzımdır. Dikilecek fideler daima bu tarlada kalacaklarsa birbirinden 35 - 40 santim aralıkla dikilmesi ve sıralar arasında aynı genişliğin bırakılması icap eder. Sonbaharda ekilecek tohum karanfillerini kıştan korumalıdır. Bunun için camekânlı kasalar yeterlidir. Veya soğuk limonluklarda koruyarak, bunlardan Mayıs'tan başlayarak çiçek alınması mümkündür. Şubat ve Mart'ta camekânlara ekilenlerden de Ağustos'ta çiçek alınır. Karanfilden tohum almak için çiçeklerin çifleşmiş olması lâzımdır. Her katmersiz karanfilin 10 adet erkek ve iki adet dişi organı vardır. Fakat katmerli ve büyük çiçekli karanfillerde erkek organlar şeklini, vaziyetini değiştirerek tüveyce değişirler. Bu sebeple çifleşebilecek organlar azalır ve bazıları başarısız kalırlar. Çatlayan karanfiller hep böyle başarısızdır. Katmerli bir çiçek üzerinde birkaç tane erkek organ bulunduğu zamanlarda bunlardan faydalanmak dişileri çifleştir- mek mümkündür. Dişi çiçeği sağlam kalmış olanları az katmerli veya katmersiz çiçeklerin erkek organlarından alınacak maya tozlariyle (kalak tozu) dişi çiçekleri çiftleştirerek tohum alınabilir. Bunun için sıcak ve güneşli bir gün seçerek ve yeni açılmağa başlamış karanfillerden ayırarak bütün erkek organlarını koparmalı ve dişi organları diğer çiçeklerden alınan maya tozlariyle çiftleştirmelidir. Tohum toplamak için karanfillerin tamamen kurumuş ve tohum kesesinin de sararmış olması lâzımdır. Olgunlaşmış tohumlar siyah olur. Kahve rengini saklayan tohumlar tamamen olgunlaşmamıştır, Toplamak için biraz daha beklemek gerekir.  Çelik: Anaç bir fidanın yeni sürmüş birkaç yapraklı dalcığının anasından kesilerek başka bir yerde köklendirilmesiyle elde edilen genç fidana çelik derler. Çelik, anasının bütün özelliklerini toplar. Tohum ile elde edilen güzel bir çeşitten çelik vasıtasiyle aynı özelliği saklamak ve yeni güzel çeşidi artırmak mümkündür. İşte bu sayededir ki; yeni çeşit karanfillerin koleksiyonlarını saklamak mümkün olabilmiştir. Çelik ile çoğaltılacak fidanların hastalıksız olmasına dikkat etmelidir. Zira anaç hastalıklı ise çelik ile artırılacak fidanlar da aynı hastalıklara tutulurlar. Çelik yapmak zamanı Ağustos’tan Şubat'a kadardır. Ağus- tos’tan Eylül sonuna kadar yapılacak çelikleri açıkta veya ca- mekânda yapmalıdır. Aralık’tan Şubat sonuna kadar yapılacak çelikleri de sıcak camekânda ve camlı sıcak yastıklarda yapmak lâzımdır. Bu şekilde sıcak camekânda yapılacak çelikler 12-13 ay içinde çiçek verirler. Açıkta yapılacak çeliklerden ancak ertesi yıl yazın çiçek alınabilir. Çelik yapmak için kuvvetli ve hastalıksız olan 5 - 6 yapraklı dallar seçmelidir. Eğer çelik yapılacak kısmı biraz ökçeli olarak ana daldan kesmek mümkün ise, ökçeli çelik; şayet mümkün değilse düz çelik yapılır*. .Çeliğin alt yapraklarının uçları kesilir, iki üst yap-raklarının uçlarını kesmemelidir. Çeliğin dal kısmının ucu bile keskin bir çakı ile bir santim kadar yarılır. Bu yarık çeliğin kolayca köklenmesini temin eder. Bazı kimseler bu yarık arasına arpa danesl, ince bir çöp parçası koyarlar. Fakat bu gibi şeylere hiç lüzum yoktur. Çeliklerin boyları 6-8 santim kadar olmalıdır. Çelik-ler saksılara ,tahta kasalara, çanaklara dikilir. Fakat bunların diplerine suların süzülmesi için bir tabaka saksı parçaları veya çakıl taşı koymalıdır. Kullanılacak toprak, kumlu funda toprağı veya bir kısım ince dere kumu ve bir kısım çürümüş yaprak gübresinden yapılmış harçtır. Çelikler alt yaprakla- rina girecek surette birer birer ve sık sık bu harçlı toprağa dikilir ye şırınga ile sulanır. Sonra çelikleri taşıyan kapları sıcak camekânın tableti üzerine veya yastıkların üzerine sı- ralamalı, üzerine cam fanus veya camlı kasalar koyarak bir iki gün kadar havasız bırakmalıdır. Gerek camekândaki tabletin ısısı, gerekse yastıkların dip sıcaklığı (lâğım sıcaklığı) 20 - 25 derece olmalıdır. Camekânın havası da 15 - 18 derece sıcaklıkta bulunmalıdır. İki gün sonra çeliklere sabah ve akşam hava vermelidir. Bunun için fanos ve çerçeveleri birer saat kadar kaldırmak yeterlidir. Cam üzerinde toplanan su damlalarını daima silmeli ki, fideler üzerine damlayarak bunları çürütmesinler. Sulamağa çok dikkat etmelidir. Fazla nem zararlıdır. Bir ay içinde çelikler kökleşirler. O zaman camekânın sıcaklığı azalsa da zarar yoktur. Fidelen yavaş yavaş daha soğuk bir havaya alıştırmak için üzerindeki fanos ve çerçeveleri kaldırmalıdır. Kökleşen çelikler fincan saksılarına şaşırtma etmelidir. Bunun için kullanılacak toprak bir kısım hâlis ve kırmızı buğday toprağı ve bir kısım çürümüş yaprak çürüğü ile yapılmış bir harçtır. Bu suretle köklenmiş çelikleri Nisan'a kadar soğuk camekânda veya limonlukta bulundurup tarlasına veya büyük saksılara dikerek fazla kök yapması sağlanır. En sonra fideler karanfil saksılarına dikilir. Ağustostan itibaren yapılacak çelikler de aynı suretle yapılır. Yalnız bunları sıcak camekâna almaya lüzum yoktur. Soğuk bir camekânda çelikleri kışlatmak yeterlidir. Çiçek veren dallar üzerinden alınacak çelikler de makbuldür. Daldırma: Çelik gibi, bir dal parçasını köklendirmekten ibarettir. Fakat daldırma yapmak için çeliklerde olduğu gibi dalı kesmeğe ihtiyaç yoktur. Anacın herhangi bir dalını toprağa temas ettirerek olduğu yerde köklenmesini sağlamak yeterlidir. Daldırma ile alınan fidanlar da aynı çelikler gibi anacın iyi ve fena özelliğini toplamış olurlar. Hattâ çeliklerden daha kuvvetli, daha çabuk fidan yetiştirmek için daldırma usulü tercih olunur. Daldırma zamanı Temmuz’dan Ağustos’a kadardır. Karanfiller için iki türlü daldırma yapılır. Biri yere dikilmiş fidan-ların olduğu yerde dallarını toprağa daldırmaktan, diğeri de saksıda yetiştirilen fidanların dalların^ yine saksı veya tene- kedsn yapılmış konik şeklinde kutular içinde köklendirmek- ten ibarettir. Her hangi usul ile olursa olsun daldırma yapılacak dalın toprağa temas edecek kısmı bir çakı ile şekilde gösterildiği gibi kertikienir ve dalın sabit kalması için bir çatal ile toprağa ı°spit olunur. Daldırma yapılacak dalın çiçek açmamış olması ve koncalı bulunmaması lâzımdır. Toprağa girecek dal kısmının üzerindeki bütün yaprakları koparmalıdır. Yapılacak kertiğin derinliği aulın yarısına kadar gelmelidir. Kertik arasına hiç bir şey koymağa lüzum yoktur. Yalnız dalın kolayca köklenmesi için köklenecek yerin toprağı yarım kısım kum ile yarım kısım çürümüş yaprak gübresinden yapılmış bir harç olacaktır. Toprağın dışında kalan dal kısmı da bir çubukla daima dik tutulur. Toprağın nemli kalmasına dikkat edilirse bir buçuk ay içinde daldırmalar köklenir. Daha sonra bunları köklerin alt tarafına gelen dal kısmından keserek istenilen yere dikmek suretiyle daldırma tamamlanmış olur. Konik kutular içinde aynı şekilde daldırma yapılır. Teneke yerine çinkodan huniler de kullanılabilir. Bu huniler veya daldırma saksıları içine aynı toprak harcı kullanılır. Gerek saksı, gerekse huni daldırmasının da zamanı aynıdır. Daldırma sayesinde dalların tamamen köklendiğini anlamak için ara sıra muayene etmelidir. Saksı ve huni daldırmasında saksıların ve hunilerin içindeki toprağın daima nemli bulunması şarttır. Eylül sonunda daldırmalar tarlasına veya saksılara dikilir ve soğukların başlamasından evvel köklerinin büyümelerine dikkat olunur. Hattâ ansızın başlayacak soğuğa karşı fidanları cam çerçevelerde korumak lâzımdır. Bu tarzda yapılan daldırmalarla kışın bu fidanlar çiçek açmağa başlarlar. Aşı: Aşı usulü karanfillerde çok tatbik edilmez. Yalnız sergilerde gösterilecek fidanları birkaç renk veya çeşit ile aşılayarak halkın dikkatini çekmek için kullanılan bir usuldür. Bazı aşılar anaçla uyuşmazsa tutmazlar. Aşılanacak anaçların iki yıllık olması lâzımdır. Aşı zamanı ilkbahardır. Genellikle Nisan’da ve yarma kalem aşısı ile karanfiller aşılanabilir. Aşılanan fidanları saksıiariyle birlikte camekâna götürüp cam fanoslar veya cam çerçevelerle örterek aşıların kaynamasına kadar havasız bırakmak lâzımgelir. Daha sonra havaya çıkarılır ve diğer karanfiller gibi bakılır. Tarlada karanfil yetiştirmek: Tohumla yetiştirilen karanfilleri tarlaya dikmek daha iyidir. Hem çok kuvvetli olurlar, hem de fazla çiçek açarlar. Karanfil fidanının iyi çiçek verebilmesi için lodosa bakan güneşli bir yere dikilmiş olmalıdır. Havadar, nem tutmayan yerler en uygun yerlerdir. Karanfil, rüzgârlı, nemsiz yeri sever. Kırmızı renkli killi-kumlu topraktan çok hoşlanır. Buğday toprağı dediğimiz bağ, çilek toprakları yani az kır mızımsı ve içinde kil ve kum bulunan topraklarda, en iyi ka-ranfil yetişir. Kullanılacak gübre eskimiş ve güzelce yanmış beygir, koyun gübreleriyle, çürümüş yaprak gübresidir. Fennî gübrelerden karanfil için yapılmış özel gübreleri tavsiye edebilirim. Tarlayı güzelce kirizme etmelidir. Tarlanın biraz eğik olması çok iyidir. 1,20 metre genişliğinde tahtalar (maçula) yapılmalı ve her tahtaya üçer sıra fidan dikmelidir. Her fidanın birbirinden 40 santim aralıklı olması lâzımdır. Dikim işi fidanların dikilebilecek bir hale gelmiş olması ile başlar. Eylülde yapılan çelikler Mayısta tarlaya dikilir. Ağustosta yapılan daldırmalar ekimde tarlaya dikilebilir. Mayısta tohumdan yetiştirilen fidanları da Ekim ve Kasımda dikmelidir. Toprağın bilhassa temiz tutulmasına .capalanmosına yabancı otların sökülmesine, sulama işlerine daima dikkat etmek ister. Sulama işini daima akşama doğru yapmalıdır. Hattâ mümkün olursa güneş batınca sulamak en İyi usuldür. Ka- Karanfil çapaları ranfilleri seyrek olarak fakat doyuncaya kadar bol sulamak usıridendir. Birinci dalın yükselmeğe başlaması fidanın kuvvetle gelişeceğini gösterir. Bunun için derhal fidanların etrafına 3-4 adet çubuk dikmek gerekir. Bu çubuklar daha sonra çiçek dallarını yere düşmekten ve kanbuıiaşmaktan kurtaracaktır. Çiçek dalları üzerinde husule gelecek koncaları, daha küçük tomurcuk halinde iken koparmak suretiyle her dalda 1-2 çiçek bırakılır. Bu çiçekler tabiatiyle büyük olurlar. Gecelerin serinliği ve çiğ yağması koncaların iyi gelişmesini kolaylaştırır, fakat çiçek açma zamanında çok güneşli saatlar koncaları bozabilir. Fırtınalı havalar, sert yağmurlar çiçeğe zararlıdır. Bunun için böyle zamanlarda mümkün olursa fidanları çıtalardan yapılmış örtülerle veya çadır beziyle muhafaza altı-na almak ve gölgelendirmek muvafıktır. Fakat geceleri bu örtüleri kaldırmalıdır. Tohumdan yetiştirilmiş fidanlar için bu tedbirlere lüzum yoktur. Tarlada dikilen köklü çelikleri veya daldırma fidanları her iki yılda bir defa yenilemek lâzımdır. Gerçi karanfil aynı tarlada 3-4 yıl mahsul verirse de ikinci yıldan sonra vereceği mahsul zayıftır ve kıymetsizdir. En iyisi her yıl yeni fidandan yeni tarlalar meydana getirmektir. Saksıda karanfil yetiştirmek: Saksılarda karanfil yetiştirmek bir sanat haline gelmiştir. Bunun faydalan çoktur. Çünkü hem fidanlar daha iyi bakılır ,hem de istenildiği mevsimde istenilen yere fidan gönderilebilir. Bu suretle karanfil yetiştirmek için kullanılacak toprak harcını iyi seçmek şarttır. Yapılacak harçlar bir kaç türlüdür: 1 — Bir kısım buğday toprağı, iki kısım çürümüş inek gübresi harcı. 2 — Bir kısım buğday toprağı, iki kısım çürümüş inek gübresi, bir kısım ince kum harcı. 3 — İki kısım buğday toprağı, bir kısım çürümüş inek gübresi, bir kısım ince kum harcı. 4 — Bir kısım yaprak gübresi, bir kısım buğday toprağı harcı. 5 — Bir kısım funda toprağı ve bir kısım buğday topraği harcı. Bu harçlar dört beş aydan evvel hazırlanmış olmalıdır. Bizim tecrübemize göre, en iyi toprak harcı şudur- Killi silisli denilen ve rengi az çok kırmızıya çalan, bağ yetiştirmeğe, çilek dikmeğe elverişli topraktan iki kısım almalı, güzelce kalburdan geçirilmeli ve bir tarafa koymalı, daha sonra bir kısım çürümüş yaprak gübresi veya yarım kısım kestane çürüğü İle yarım kısım funda toprakını da elekten geçirdikten sonra kırmızı toprağı üzerine dökmeli. Ve yine bir kısım iyi çürümüş ve eskimiş inek gübresini kalburdan geçirip evvelkilerin üzerine ilâve ederek iyice karıştırmalıdır. Bu harç bir ay kadar kendi halinde kalmalı ve hattâ mümkün ise ara sıra karıştırıp saksılara doldurduktan sonra fidanları dikmelidir. Bu karanfiller için fennî gübreleri yalnız fidanlar koncalaş- mağa başladığı zamanlarda şerbet halinde sulamak için kullanılmalıdır. Yetiştirilen çelik veya daldırmalar saksılara alındığı zaman, karanfil saksılarını kullanmak lâzımdır. Saksıların dibine 4-5 parça saksı kırıklarını koymayı unutmamalıdır. Şayet dikilecek fidanlar küçük iseler, bunları büyük karanfil saksısına almadan evvel daha küçük saksılara almak, büyüdükçe saksılarını da ona göre büyütmek gerekir. Fakat yaz sıcağında katiyen saksı değiştirmemelidir. Eğer kışın came- kânlarda turfanda çiçek açtırmak arzu edilirse o zaman; saksıları Eylüi'de değiştirmeli ve yeni harç kullanılmalıdır. Saksılara dikilecek karanfillerin ukde denilen ve köklerle dalın birleştiği yerin toprağa gömülmemiş olması lâzımdır. Karanfil fidanı susuzluğa katlanır. Fakat Mayıs'tan sonra fidanları ihtiyaç nisbetinde ve fakat toprak doyuncaya kadar sulamalıdır. Koncalar başladığı zaman fidanları evvelâ bol su ile sulayıp bir saat sonra da gübre şerbeti ile sulama- lıdır. Fennî gübre şerbeti evvelâ haftada bir defa ve iki hafta sonra haftada iki defa yapılmalıdır. Fidanları yazın akşam-ları ve sonbaharda sabahları sulamalıdır. Yazın öğle üzeri püskürgeç ile fidanlara su serperek serinlendirmek çok faydalıdır. İnek gübresi şerbeti yapmak için taze inek gübresinden bir gaz tenekesi alıp yirmi gaz tenekesi su içinde bir kaç gün bıraktıktan sonra, bu şerbete daha on gaz tenekesi su katarak bununla fidanları sulamakla fennî gübreye ihtiyaç kalmaz. Fakat fennî gübrelerden Sülfat d'Amoniak gübresinin bir gramı yirmi litre yani aşağı yukarı bir gaz tenekesi suya atılarak haftada bir veya bundan sonra iki defa olmak üzere kullanılabilir. Özel karanfil gübreleri de kullanılabilir. Bunlar içinde en iyileri çeşitli gübrelerdir. İnsan gübresi, tavuk ve güvercin gübreleri de çok kuvvetlidir. Fakat bu gübrelerin bir kilosunu yirmi beş litre su içinde bir hafta bıraktıktan sonra kullanmalıdır. Bahçemdeki karanfilleri her yıl konca başlar başlamaz, fidanları iyi su ile suladıktan sonra d’Amo- niak ile sulamaktayım. Fakat bu gübre rütubetten çabuk nemlendiği için bunu toprak bir küp içinde saklamalıdır. Uc ve konca alma : Uc almak, tarlada veya saksıda yetiştirilen karanfillerin kuvvetli büyümesini, geç, fakat çok çiçek verebilmesi, çok dal meydana getirmesini sağlamak için yapılır. Konca almak ise bir dal üzerinde meydana gelen koncalardan tepede bulunanı bırakıp gerek bunun dibinde bitişik olan, gerekse aynı dalın alt taraflarından süren koncaları kopararak tek kalacak çiçeğin iyi beslenmesini ve büyük çiçek vermesini sağlamak için uygulanır. Uç almak daha çok yedi veren karanfillerde, Nis İtalya, Amerikan karanfillerinde uygulanır. Konca almak ise hemen bütün karanfillerde yapılır. Uç alma sayesinde fidanlar kuvvetli olduğu kadar, konca almak sayesinde de açacak karanfiller daha dayanıklı ve daha dolgun olurlar. Uç almak için daima her dalın 3-4 üncü boğumunun üzerinden uç makasla kesilmelidir. Nis, İtalya ve Amerikan karanfillerinin her cinsi ve her çeşidi ayrı ayrı uç alma ameliyatına tâbi olurlar. Bazılarından bir, bazılarından iki ve bazılarından üç defa uc almak gerekir. Bu sayede hem fidanların verdikleri dalların adedi artar, hem de çiçeklerin adedi çoğalır. Cinsi ve çeşitlerden bahsederken uç alma adetlerini de kaydedeceğiz. Karanfil saksılarını toprağa gömmemelidir. Fidanlar havadar bir yerde yan yana sıralanmalı ve dalları birer çubukla bağlanarak yatkın bir vaziyette bulundurulmalıdır. Kışlatma: Saksıda yetiştirilen karanfilleri kışın don ve nemden korumak için üzeri camlı çerçeve ile örtülü muhafazalı yerlere veya ısıtılmayan limonluk veya camekânlara koymalıdır. Ka- sım'da, saksılar korunmalıdır. Fakat bu limonluk veya came- kânın ya da korunma yerlerinin lodosa doğru olması lâzımdır. Don olmadığı müddetçe gece ve gündüz fidanları havalandırmak ve suya ihtiyacı olanları sulamak ister. Kar ve şiddetli don olduğu zamanlar camekânların üzerine hasır örterek fidanları korumalıdır. Karanfil kuru soğuktan korkmaz ise de; nemli soğuktan ve buzdan müteessir olur. Turfanda karanfil yetiştirmek: Karanfillere çiçek açtırmak çok kârlı bir İştir. Karanfil ziraati bu yüzden bütün medenî dünyada en mühim bir ticaret işi olmuştur. Fransa ve İtalya'nın güney havalisi, Hollanda, Belçika, İspanya’da her yıl yetiştirilen milyonlarca karanfil; milyonlarca bir servetin bahçevanların ellerine geçmesini sağlar. Yalnız Nis havalisinden hergün özel ekspreslerle yüzlerce vagon karanfil kuzey memleketlerine gönderilir. Pratik Çiçekçilik — F.: 7 Turfanda karanfil yetiştirmek İçin en evvel cinsi ve çeşitleri bilmek lâzımdır. Bunun için Karanfil bahsimizin sonuna bu cins ve çeşitlerin isim ve renklerini, uç alma miktarını kaydedeceğiz. Turfandacılık için: Ocak’tan Mart'a kadar bu çeşitlerin çeliklerini yapmalıdır. Mayıs'ta bu çelikler doğrudan doğruya karanil saksılarına dikilmeli ve bunları lodosa doğru bir yerde bol güneşli ve havadar bir yere sıralamalı- dır. Saksıların yarısına kadar toprağa gömülmesi de kabildir. Sulanmasına ve fidanların kuvveti büyümesi için haftada bir defa gübre şerbeti ile sulatılmasına dikkat olunmalıdır. Büyüyen dallar üzerinde konca bağlasın, bağlamasın, fidanın çok dallanması için bu dalların uçları koparılır. Bu uç alma Temmuz'a kadar yapılabilir, fakat Temmuz ayı girer girmez artık uc almamalıdır ki, diğer dallar kuvvetlenebilsin. Yazın sonuna kadar sulamağa, şerbetlemeğe ve özellikle hastalık gelmemesi için fidanları Ilâçlamağa dikkat olunmalıdır. Çiçek dalları büyüdüğü zaman fidanlara çubuklar dikmeli ve her dalı muntazaman bağlamalıdır. Ekim sonunda fidanları birer birer gözden geçirmeli ve her birinin has-talıksız olduğunu anladıktan sonra bunları saksılariyle birlikte soğuk camekân veya limonluğa veya camlı çerçeve ile örtülmüş kasalara götürüp yan yana fakat 25 - 30 santim aralıkla sıralamalıdır. Şayet bu zaman zarfında konca bağlamış ve büyümüş ise bunları koparmamalıdır. Bu çiçekler İlk turfanda olarak yetiştirilir. Fidanların bol bol çiçeklen- mesl İçin Kasım ayında bol bol havalandırmak şartiyle karanfilleri 12 * 15 derece arasında ısıtılabilen camekânlaro götürmelidir. Bu derece sıcaklık karanfillerin koncalanma- sını kolaylaştırır. Camekânları geceleyin hasırla örtmek şarttır. Isı derecesini artırmağa lüzum yoktur, Ancak camekân- ları nemden korumak ve güneşli iyi havalarda bol hava vermek ve gündüzün bol aydınlık alması İçin camekânları kafiyen örtmemek lâzımdır. Sulamak hususunda da her fidanı birer birer muayene edip susamış olanları sulamalıdır. Konca almayı unutmamalı ve gübre şerbetini hatırdan çıkarmamalıdır. Hastalık zuhur etsin etmesin ihtiyaten fidanları bir iki defa ilâçlamalıdır. ihtiyat ilâçlarını ve hastalıklarını ileride yazacağım. İşte bu suretle bütün kış karanfil yetiştirilmiş olur. Karanfiller çiçek açtıktan sonra dinlenmeğe ihtiyaçları vardır. Bunları soğuk bir camekâna nakletmeli ve orada her fidanı dibinden 4 —5 santim yüksekliğinde buda- malı ve yan yatırarak hiç sulamaksızın bahara kadar öylece bırakmalıdır. Kesilmiş dallardan da çelik yapılabilir. İlk baharda havalar ısınınca saksıları düzeltmeli, ara sıra sulanarak yeni filizler kabarıncaya kadar limonlukta tutup daha sonra saksılarından çıkarıp tarlaya dikilmelidir. Bu gibi fidanları mecburiyet olmadıkça artık ertesi yıl turfandaya koymamalıdır. Bunlar dışyprıda kuvvetlenir ve yazın açıkta çiçek verirler. Şayet başka fidan tedarik edilemez veya çelikler bozulmuş olursa mecburi aynı fidanları malûm olan usul ile yeniden turfanda camekânına almak kabildir. Fransız turfandacılığı: Avrupa'nın en güzel kış karanfillerini italyanlar, San Remo ve Ventimil gibi İtalya’nın Fransa hududu havalisinde, Fransızlar ise Kan, Hiyer, Nis ve Antip kasabaları etrafında yetiştirirler. Bu havaliyi birer birer gezdim, bir çok müesseselerin usullerini görerek pratik bilgi topladım. Buralarda, Fransızlar olsun İtalyanlar olsun biribirleriyle o kadar dehşetli bir karanfilcilik rekabetiyle çalışıyorlar ki; bunu anlayabilmek için mutlaka oralara gitmek lâzımdır. Fakat İtalya'da San Remo ile Fransa'da Antip mıntıkaları en çok olgun bir ziraat sistemi takip etmektedirler. Kotdazür ve Riviera denilen bu Akdeniz sahilleri, bizim Antalyamız- dan Dörtyoia kadar uzanan kıymettar turfanda mıntıkasının iklim ve toprak İtibariyle hemen aynıdır. Antip'teki binlerce karanfil bahçelerinin içinde turfandacılık için üçyüzbin metre kare camekânlar inşa olunmuştur. Bir metre kare ca- mekân dokuz fidan kapladığı ve her fidandan en az 10 çiçek alındığı düşünülürse bir metre kareden doksan ve üçyüz bin metre kareden 27 milyon çiçek alınmaktadır. Nis ve havalisinde killi topraklardan başka her toprakta karanfil yetiştirilir. Meyilli arazi, tepeler ve yamaçlar tercih olunur. Bunun sebebi bu vaziyette olan tarlalar hem daha güneşli hem de havadar ve nemsiz bulunmasıdır. Yüksek ve düz tepelerle, dere içleri karanfile iyi gelmez. Bu tarlaları yarım metre derinliğinde kirlzme ederler. Yabancı ot-ları, ayrıkları, taşlan temizlerler. Eskimiş ve çürümüş beygir gübresiyle tarla gübrelenir. Tarlanın hangi cins fennî güb-reye ihtiyacı olduğunu anlamak İçin toprağı tahlil ederek lüzumlu olan bu gübrelerden kullanılır. Kışın camekânlar- da yapılan çelikler veya ekilen tohumlardan meydana gelen fideler, Nisan’ın on beşinden itibaren Mayıs'a kadar, hazırlanmış olan tarlaya ve üç sıra üzerinde birer birer dikilir. Her fidan arasında 35 - 40 santim aralık bırakılır ve her sıra 25 - 30 santim genişliğinde bir yol ile ayrılır. Dikilen fidanların taze, köklerinin gübre ile temas etmesi doğru değildir. Bunun için fidanların köklerini elenmiş ince toprak- Uzun çapa, kürek bel, bahçe tarağı la örtmeli ve daha sonra etrafına gübre dökmelidir. Dikilen fidanlara bol su verilir, fakat toprak kat'iyen sıkıştırılmaz. Tarlada meydana gelecek otlar çapalanır, temizlenir. Yılda 2 - 3 defa çapalanan karanfiller hastalıksız ve kuvvetli olarak büyürler. Fidanlar dal vermeğe başlayınca uçları alınır. Eğer vaktinde uç alınmamış ise; ilk olarak tepesinden 3 - 5 santim kadarını çakı ile kesip atmalı, sonra 3 - 4 gün sonra tekrar 5 - 15 santim kadar uzunluğunda uçları kesmelidir. Ka-ranfillerin cinsi vs çeşitlerine göre uç almak lâzımdır. Fakat genellikle fidanlar ilk defa tarlaya dikileceği zaman 3 - 5 santim kadar uçlarını koparmalıdır. Diğer uç alma işi Temmuz'un başlangıcına kadar uzayabilir. Yağmurlu bir havadan sonra veya karanfilleri suladıktan sonra her fidanın etrafına 3 - 4 tane çubuk dikilir. Ve her dal bükülmeden yavaşça bu çubuklara bağlanır veya çubukların etrafına helezon şeklinde ince kınap ve kalın İplikler bağlanarak dallann bu iplikler üzerinde durarak çiçek vermeleri sağlanır. Çubuk dikilmesi zamanı Eylül başlarıdır. Kasım'dan başlayarak fidanları geceleyin Sonbahar donlarından korurlar. Bunun için karanfil tarlasının 2 - 3 metrede bir .yüksekliği 1,5 metre olan kazıklar çakarlar ve her kazığı başlarından birbirine kalınca tel veya iple bağlarlar ve üzerine çavdar sapından yapılmış hasırlar gererler. Bu hasırları sabah güneş doğunca kaldırırlar ve akşam gurupla beraber tekrar örterler. Sermayeli bahçıvanlar hasır yerine portatif camekânlar kullanırlar. Bu camekânların çerçeveleri tamamen hareketlidir. Geceleri kapanır, gündüzleri tamamen açılır. Eğer kışın soğuk artarsa, gündüzleri bile çerçeveler açılmaz. Yalnız güneşli havalarda yan taraflarındaki hareketli çerçeve aralanır ve bu suretle fidanlara bol hava verilir. Geceleri bu camekânları da hasırla örterler. Havalandırma; fidanların boylamasına ve zayıf sürgünler yapmasına mani olur. Karanfilleri çok dikkat ile sulamak lâzımdır. Seyrek sulamalı fakat bol sulamalıdır. Daha zengin müesseseler sabit camekânlar kullanırlar. Bu camekânları kalorifer ile ısıtırlar. Ekimde lüzumu kadar fidanı toprağiyle birlikte çıkarırlar, büyük saksılara veya camekân içinde tarla gibi hazırlanmış toprağa dikerler. Bir ay kadar camekân ısıtılmak- sızın fidanların tutması beklenir. Sonra 10 dereceden baş-layarak tedricen 20 dereceye kadar ısıtmaya devam olunur. Bir zaman sonra karanfiller koncalanır. Cinsler ve çeşitler: Bir yıl, iki yıl ve süresiz olarak yaşayan karanfillerin binlerce çeşitleri vardır. Bunlardan bir ve iki yıl yaşayan cinsleri ve çeşitleri tamamen tohum ile yetiştirildiği için bunların seçimini herkesin zevk ve arzusuna bırakmak daha doğrudur. Arzu edilen çeşitler tohum kataloglarından seçilebilir. Fakat büyük çiçekli ve yedi veren karanfillerin ekserisi tohum veya çelik ile yetiştirildiği ve karanfil müesseselerinden tohum ve köklü istendiği için bu cinslerin çeşitlerinden en güzel ve en büyük ve katmerli olanlarından seçerek aşağıdaki listeyi tertip ediyorum. Her çelik çiçek verinceye kadar kaçar defa uçlarının alınması lazım geldiğini de kayıt ediyorum. Bu çeşitlerin çiçekleri 7 - 16 santimetre arasında büyüklüktedir. Yediveren «Jean dö Nis» (O. Remontant géant de Nice) Bu cinste olan çeşitlerin çelikleri Ocak veya Şubat'ta yapılır ve çelikleri köklenmiş olarak Nisan’dan Haziran’a kadar dikilir. Koparılmış çiçek olarak eskiden İtalya ve Fransa'dan memleketimize gönderilmekte olan karanfillerin bir kısmı bu cinsin çeşitleridir. Yedi veren, gayet kuvvetli ve katmerli çiçekler verirler. Açıkta, tarlada, limonlukta ve saksılarda yetiştirilmeye elverişlidirler. En iyileri şunlardır: Uç alma Adi adedl Abandon 2 Acanthe 1 Aline Bonnard 2 Almondo 1 André Martin 2 Antonio 2-3 Augusta Bonfils (Meile) 2 Ardoise 2 Arlequin 1 Auroe Boreaie 2-3 Bacchus 1 Beaumont (Mme) 1 Beaute Noir 2 Becker (M. Maurice) 3 Bengale 1 Bonfils (Papa) 2 Bordeaux 2 Caillete (Mme) 1 Candeur 2-3 Caprice 2 Chariot (Mme) 2 Clara 2 Rengi Menekşe kırmızısı Koyu kırmızı Gül pembesi Koyu karmen kırmızısı Kırmızı beyaz alacalı kenarlı Koyu pembe Pembe renkli Siyahımtrak Sarı ve kırmızı ebrulu Mor siyahımtırak Mor ve kırmızımtırak Leylâkî pembe beyaz tırtıllı Koyu mor ve siyah gölgeli Mor kırmızımsı, beyaz kenarlı Sarı portakalî Nar çiçeği (az çatlar) Açık kırmızı Koyu karmen Beyaz Mor siyahımtırak Kırmızı Pembe Açık leylâkî pembe — 103 — Uç alma Adi adedi Rengi Clemenueau 1 Açık eflâtun Coco 1 Beyaz kenarlı pembemsi Pembe, pembe hareli Desespoir 3 Koyu kırmızı, morumtırak Désir (Mon) 2 Koyu karmen Espoir (Mon) 2 Açık karmen Fanny Béguin 2-3 Beyaz pembemsi Firmery (Melle) 2-3 Kırmızımsı menekşe Feu Foliet 2 Saman sarısı, kırmızı ebrulu Fils du Soleil 1 Kanarya sarısı, kırmızı ebrulu Flaminta Raiberti (Melle) 2 Leylâkî pembe Fontmerle 2-3 Erguvani kırmızı Fortune 2-3 Karmen France Nouvelle (la) Pembemsi karmen (Çok büyük) Frank (Louse) 2 Morumtırak Friyolite 1 Pembemsi kaysı, kırmızı da marlı Gardénia 2 Beyaz Germaine 3 Sarımtırak, kırmızı hatlı Gloir d'Antibes 2 Sarı, kırmızı kenarlı Guillo (Papa) 1-2 Muhtelif renkleri vardır Hercule 1 Kan kırmızısı impérial 1 Koyu karmen Jeunesse 2-3 Beyaz (azçatlar) Liliane 2-3 Penbemsi beyaz Lindbergh 2 Koyu kırmızı Lucifer 2-3 Kırmızımsı nar çiçeği Madame Sauzet 2 Kiraz rengi (Çatlamaz) Madeleine Raynaud 2-3 Kırmızı ve pembe çeşitleri vardır Malmaison 2-3 Pembe erguvanî, beyaz kenarlı Marne (La) 2 Limon sarısı, kırmızı Marouf 2 Koyu erguvani Uç alma adedi Rengi Mephisto Merveilleux Mon plaisir Myrobolant Négrillon Nicoea Nocturne Onyx Paulette Pellepot Periér (Melle) Piedoye (Mme Emile) Porta neri Porto-Rico Primerose Professeur Walter Ralberti (S. delà B.) Rayon d’Azur Rayon D’or Rêve D'or Riou G. Rosa Bonheur Saint-jean Sapho Siki Souvenir de cagnes Surcouf Tango Tartarm Tentation Trésor Kırmızı Kırmızımsı Beyaz ve leylâkî çeşitler Koyu mor Nar çiçeği (az çatlar) Beyaz, kırmızı damarlı Koyu mor, siyahımtırak Sarı, koyu mavi ebrulu Açık leylâkî pembe Beyaz ve pembe çeşitleri vardır. Kırmızı morumtırak Pembe Pembe beyaz kenarlı Beyaz Açık nar çiçeği Pembe kırmızımsı Kırmızı kenar morumtırak Menekşevî kenarlı dantelalı Morumtırak kırmızı Kanarya sarısı ,pembe gölgeli Limon sarısı, kırmızı nakışlı Kan kırmızısı Sarı, pembe ebrulu Açık kırmızı Pembemsi Koyu nar çiçeği Morumtırak koyu kırmızı Kırmızımsı Değişik renkli çeşitleri vardır Sarımtırak leylâkî kırmızı hareli Açık erguvani Mor kırmızımsı Uç alma Adı adedi Rengi Vaillant (Radiologiste) 2 Açık kırmızımtırak Vermeulen (Mma Ed.) 2-3 Açık pembe Vial 2-3 Kan kırmızısı Victoir (La) 2-3 Pembe ve kırmızımtırak ha reli Virginie Gimello 2 Leylâkî pembe, kenarı be yazımtırak hareli Amerikan karanfilleri: Limonluklarda ve saksılar içinde en iyi yetişen bir cins- tir. Bunlar, uzun saplı, sapları kuvvetli ve çiçek kesesi (Çanak • Keis) çatlamaz. Renkleri özellikle kırmızı ve bazen pembe, pembe kırmızsıdır. Amerikan karanillerinden iyi ve en büyük çiçekliler şunlardır. Uç alma Adı adedi Rengi Amerikain Rouge 2 Karmen Demon 2 Kan kırmızısı İdeal 2 Pembe morumsu Manon 2 Açık erguvanî pembe Perrotin 1 Koyu pembe Verdun 2 Koyu kırmızı Vesuve 1 Büyük Şabo karanfilleri (O. Chabaud Géant) Tohumla ve tarlada yetiştirilen büyük çiçekli karanfillerdir. Bütün yaz boyunca çiçek verirler. Sapları uzun değildir. Fakat kuvvetlidir. Bunlardan bir defa uç almak kâfidir En güzel çeşitleri: Etinceland: Koyu kırmızı Jeanne Dionnis: Beyaz La perle: Açık eflâtunî Reine Rose: Donuk pembe Légion d'Honneur: Kiremidi Rubis: Koyu pembe Marie Chabaud: Kanarya sarısı Nero: Koyu erguvanî Nis Gocuğu Karanfilleri (O. Enfant de Nice) Şabo karanfilleriyle büyük Nis karanfillerinin birbiriyle melezleştirilmesinden elde edilmiş ve bundan dolayı bu cinse (Nis çocuğu) adı verilmiştir. Erken çiçek açarlar ve çiçekleri büyüktür. Fidanlar kısa fakat kuvvetlidir. Sapları da kuvvetlidir. Tarlada ve saksıda yetiştirilmeğe çok elverişlidir. Değişik renkte çeşitleri vardır. Karanfilin hastalıkları; Birçok böcekler, tırtıllar ve hastalıklar vardır ki; bunlar karanfile de musallat olarak çiçeklerine, yapraklarına koncalarına, köklerine zarar verirler. Bunları öldürmek ve ortadan kaldırmak suretiyle karanfilleri hastalıktan kurtarmak ve korumak lâzımdır. Köklerin hastalık ve düşmanlaıl: Karanfil kolken ve fidanın ukdesi (Fusarium) denilen bir mantar hastalığına tutulurlar. Bu hastalık kök ile dalın birleştiği ve ukde denilen kısmı çürütür. Fidanlar solmağa, sörpmeğe başlar Dalından tutulan fidan ukde yerinden koparak elinizde kalır. Kökler de çürümeğe başlar. Hastalığı yapan sebepler ikidir: Biri karanfilde yanmamış ve eskimemiş gübre kul lanılması, diğeri nemliliğin fazlalığıdır. Bu hastalık fidandan fidana geçer ve tarlayı bulaştıran çok zararlı bir âfettir. Bu hastalığa tutulmuş fidanların çelik ve daldırmalarında da aynı hastalık baş gösterir. Hastalıklı fidanın köklerinin bulunduğu toprak da hastalıkla bulaşıktır. Bunun için böyle bir tarlada karanfil yetiştirmek doğru değildir, hatta daha iyisi bir yıl müddetle bu tarlada karanfil dikmemen ve tarlanın hastalık bulaşıklığını gidermek için toprağı ilâçlama- 1ıdır. Alınacak tedbirler: Hastalıklı fidanları, kökleri oldu ğu yerde ve etrafa saçmaksızın ateşte tamamen yakmalıdır. Fidanın toprağını (Sülfat dö fer) ile ilâçlamalıdır. (Sülfat dö fer) He ilâçlamak için toprağı belledikten sonra yirmi litre su içinde bir kilo (Sülfat dö fer) erittikten sonra bu ilâçlı su ile sabah ve akşam birer defa toprağı bolca sulamalıdır. Bu sulama iki gün sonra bir defa daha tekrarlanmalıdır. Yanmış gübre kullanmalıdır. Karanfillere seyrek fakat bol ve toprak doyuncaya kadar su vermeli ve suyun fidanın ukdesini çürütmemesi için çabuk süzülmesi temin olunmalıdır. Bunun için saksıların dibine 10 - 15 parça saksı kırığı veya çakıl taşı koymak ve tarlada dikilecek fidanlar için tarlanın biraz meyilli olmasına ve bu sayede fazla suların süzülmesine dikkat etmek lâzım gelir. Çok derin dikilen çiçeklerle fidanlarda da köklerin hava almamasından dolayı bu hastalık baş gösterebilir. Çok gübrell toprakta bulunan karanfiller özellilke bu hastalığa tutulurlar. Şayet toprağın hastalıkla bulaşıklığı fazla ise rüzgârlarla ve sulama zamanında yapraklar üzerine sıçrayan çamurlarla bütün fidanlar hastalığa tutulurlar. Kullanılacak gübreler fidanların yalnız köklerine yakın olan toprak kısmına kullanılmalıdır. Toprak kurdu (Lombric): Toprağın içinde kökleri ke mirir ve yavaş yavaş fidan kurumağa başlar. Böyle bir fidanın kökleri etrafında bulunan toprak muayene edilirse bu kurt meydana çıkar. Özellikle saksıda yetiştirilen karanfillerde bu hastalık görülür. Çaresi: Toprağın harcını hazırlarken bu kurtları ayıklamak ve öldürmek, eğer saksılar toprağa gömülecek ise, toprakta bulunabilecek kurtların saksının altındaki delikten saksı içine girmemesi için toprakta bir çukurcuk açarak dibi bu çukurun boşluğuna gelecek surette saksıları gömmeli- dir. Kurtlar bu sayede saksıların içine geçemezler. Dal ve yaprakların hastalık ve düşmanları: Pas hastalığı: Yaprakların üzerinde demir pası renginde lekeler husule getiren bir mantar hastalığıdır. Çaresi: Yağmurlu havalardan sonra fidanların üzerine kükürt serpmeli- dir. Üromis hastalığı: Bu mantar hastalığı da yapraklar üzerinde esmer leke yapar. Çaresi: Fidanların üzerine beş litre su içinde eritilmiş yarım gram (Permenganat dö potas) ilâcından serpmektir. Ak lekeler: (Blanc). — Cam altında yetiştirilen fidanlarda husule gelen bir mantar hastalığıdır. Fidanın üzerine kükürt serperek ve üç gün sonra bol su serperek veya ıslak bir sünger ile yaprakları silerek hastalığı gidermek müm-kündür. Tükrük böceği: (Thylinchus) — Karafillerin yeni sürmüş dallarının üzerinde bulunur. Fidanın suyunu emer ve fazla gelen su sarımtırak krem renginde olan böceğin etrafını sabun k