Ev Çiçek Nebatilerimizin Yaşama İstekleri

Ev Çiçek Nebatilerimizin Yaşama İstekleri Toprak Su  Işık Hararet  Rutubet Tabiattaki canlı mahlûkların en mütekâmili olan biz insanlar, normal olarak bir yuvada gözlerimizi dünyaya açarız ve yine bir yuvada ebediyyete göçüp gideriz. Ömrümüzün çoğu evimizde geçtiğine göre, kazancımızın büyük payını yuvamıza ayırmaktan daha tabiî ne olabilir?. İşte bunun içindir ki hayata atılan bir insan, herşeyden önce, rahat ve huzûrun bağdaştığı bir yuva tahayyül ediyor.  Fakat sâdece rahat ve huzur da kâfi gelmiyor: Çünkü, insânî tarafımız, ruhî ihtiyaçlarımız, bizi, güzellik ve zerafet bulutlarının dolaştıkları “zevk” iklimlerine sürüklüyor. Bir an için bu zevklerin evinize taallûk eden kısmını düşünürseniz; tezyinât, tefrişat ve de-korasyonla ifâde ettiğimiz güzelleştirme’nin, yaşayışımızda büyük bir yer tuttuğunu siz de kabul edersiniz sanıyorum... Evet, aziz okuyucularım... Bir hayat beşiği, bir sevdâ kucağı ve tabiatın en güzel eseri olan çiçekler; pencerelerimize bahar güzelliği dağıtan birer canlı biblo gibidirler. Canlı dedim; yani onların da yaşamak için gıda, ışık, hararet ve su ya ihtiyaçları vardır. Fakat ne yazık ki nebatlar, bu isteklerini, biz insanlar gibi söylemek veya temin etmek hassasından mahrumdurlar. Onların dilinden anlıyamadığımız için, hevesle büyütmeğe çalıştığımız bazı süs Çiçek nebatları bir müddet sonra kurumaktadırlar.  Bir nebatın ilk hayat isteği olarak aklımıza gelen, onun, üzerinde beslendiği topraktır. İyi bir saksı toprağında bulunması arzu edilen hassalar nelerdir, biliyor musunuz?. Bu hassaları kısaca üç noktada topluyoruz: ı) Saksı toprağı nebata yetecek kadar besleyici maddeler ihtiva etmeli, 2) Hava ve suyu geçirebilecek bir yapılışta olmalı, 3) Sulandığı zaman uzunca bir müddet suyu tutabilmelidir. Bunlar umumî kaideler. Fakat takdir edersiniz ki hattıüstiivadan kutuplara kadar ne- kadar değişik iklim varsa, o kadar da değişik toprak ve nebat örtüsü vardır. Nebatlar da insanlar gibi anavatan toprağını veya ona benzer bir toprak seviyorlar. İşte evinize bir saksı çiçek alırken ilk işiniz, o nebatın toprak, ışık ve su isteklerini öğrenmek olmalıdır. Bir saksı toprağında başlıca şu dört maddenin karışımı bulunabilir: 1. Funda veya kestane toprağı 2. Yaprak çürüntüsü 3. Çürümüş gübre 4. Bahçe toprağı Bu harca geçirgenlik temin etsin diye bir miktar kum da ilâve edilebilir. İşte yetiştirdiğimiz çiçeklerin saksı toprakları, bu dört maddenin muhtelif nisbetler de karıştırılmasıyla elde edilir. Funda toprağı az besleyici, az su tutan ve hafif bir yapılışta olup; bilhassa kireç sevmeyen Acelya ve Ortanca saksılarına bolca konmalıdır. Yaprak çürüntüsü de funda toprağı gibi hafif ve süzek bir yapılıştadır. Funda toprağı ile karıştırılmak suretiyle Kuşkonmaz, Begonya Rex, Ortanca ve Eğrel- iıler için uygun harçlar hazırlanabilir. Yaprak çürüntüsü her zaman ele geçmez; böyle vaziyetlerde onun yerine saksı harcına çürümüş ahır gübresi karıştırılır. Fakat ahır gübresinin bazı mahzurları var; kireç ihtiva ettiği için Acelya ve Ortanca saksılarına gelmiyor. Keza fazlaca konursa nebatı yakar veya yapraklarda sarılık yapar. Nihayet dördüncü unsur Çiğ bahçe toprağı dır; yerine göre kil, kum, kireç ve- ümüs ihtiva eder. Bugün Avrupa’da, saksı toprakları, turb’lu veya Sphagnumdenen yosunlu bir harçla hazırlanıyor. Türbin toprak suyu ve besleyici maddeleri daha uzun müddet tutabiliyor. Her türlü çiçeğe uygun düşen bir saksı toprağı formülü vermek oldukça giiç- tiir. Bu maksatla her çiçeği anlatırken, kısaca toprak isteğine de temas edeceğiz. Yalnız, takdir edersiniz ki bir nebat aynı saksıda ilelebet büyüyemez. Her sene veya iki senede bir kışa girerken veya bahara çıkarken, nebat çiçekte bulunmadığı bir zamanda, onu, eskisinden biraz daha geniş bir saksıya naklediniz. Şöyle yapabilirsiniz: Nebatı sol elinizin parmakları arasına alarak saksıyı sol eliniz üzerine ters çeviriniz. Toprağı bozmadan yeni saksıya naklediniz; altını ve etrafını yeni harçla doldurarak su veriniz ve gölge bir yere alınız.  Canlı olup da suyun hasretine dayanabilen mah-luk var mıdır? Bizim için olduğu kadar, su, nebatlar için de hayatın esasıdır. Evinizi süsleyen çeşitli nebatların su istekleri aynı değildir. Kaktüsler ve etli nebatlar su ihtiyaçları en az olanlar... Bunları sırasıyla yapraklar, çiçekler ve su nebatları takip ediyorlar. Acaba kaç günde bir defa su verelim? diye, sık sık sorulan sualin cevabını kesin olarak vermek mümkün değildir. Çünkü, bir nebatın su isteği bulunduğu yere, ve mevsime göre değişir. Kuru havalarda, sıcak mevsimlerde, ilkbaharda su ihtiyacı ve sarfiyatı çoğalır. Buna mukabil kışın ve rutubetli havalarda sulama süresi uzar. Saksıya su verme zamanı gelmiş midir? Bunu anlamak için toprağı iki parmağınız arasında eziniz; toprak ufalanıyorsa sulama zamanı gelmiştir. Saksıya su verirken bolca; su dibinden sızacak şekilde sulayınız. Yaprakları sudan müteessir olan Begonya Gloksiniya ve Afrika menekşeleri gibi saksıları suya batırarak suyu içiriniz. Fitil usulü ile suyu otomatik olarak nebatın em rine veren şekil her evde kolayca yapılabilir. (Şekle bakınız). Saksılarınızı suya boğmayınız; köklerin çürümemesi için toprağın suyu süzüp süzmediğini kontrol ediniz. Sulama şeklinde saksılarınıza kimyevî gübre şerbeti verirseniz gelişmeyi ve çiçeklenmeyi hızlandırmış olursunuz. Pek meraklı iseniz şu tertipler işinize yarı- yabilir: Çiçekli saksılar için: Gram Amonyum Sülfat 175 Şili Nitratı 75 Potasyum Klorür 350 . Süperfosfat 400 2-3 gramı bir litre su içerisinde haftada bir defa. Yapraklar için: Amonyum Sülfat Şili Nitratı Potasyum Klorür Süperfosfat 2- 3 gramı bir litre su içerisinde haftada bir defa. Çiçeklerin hafif kesafette kimyevî gübre şerbetlerinden hoşlandıklarını unutmayınız. Bolca verirseniz nebatı yakma tehlikesi vardır.  Su kadar nebata faydalı bir unsur da hava rutubetidir. Evimizde, ser’lerdeki kadar güzel çiçek yetişAmarillis: Çok hercaisiniz!.  tiremeyişimizin sebebini, nebata yeteri kadar hava rutubeti verememişimizde aramalıyız. Nebatların rutubet istekleri bizimkinden pek yüksek. Bununla beraber saksılar altına geniş kaplar içerisinde su koyarak rutubet verebilirsiniz. Yalnız saksının tabanı devamlı olarak suya batmamalı; aksi halde kökleri havasız bırakarak boğulmalarına ve çürümelerine sebep olursunuz. Yaşıyan mahluklar arasında ışığa en fazla nebatların muhtaç olduklarını kim inkâr edebilir?. Çünkü, ışık olmazsa nebat yaşaması için lâzım olan gıdasını imal edemez; yapraklar renkten mahrum kalır ve nebat hasta bir görünüşle solup gider. Ev nebatlarımızın ışık istekleri birbirine uymuyor: Etli nebatlar, Kaktüsler, Palmiyeler, Hurmalar ve Limonlar ışık isteği bakımından başta geliyorlar. Lâstik ağacı da hemen aynı sırada yer alıyor. Eviniz bol ışıklı olsa dahi bu nebatlara pencere önünde yer veriniz. Orta derecede ışık isteyen nebatlardan ise Deve Tabanı, Sarmaşık, Begonyalar, Maranta, Peperomya ve Sanseviyera’yı sayabiliriz. Nihayet tropik ormanların en alt örtüsünü teşkil eden Eğreltiler; keza Arokarya, Siklamen ve Küpe çiçeği âdeta süzülmüş bir ışıktan hoşlanıyorlar. Saksıları yazın doğrudan doğruya güneşe karşı koymayınız; hassas yapraklı nebatlar aşırı ziyâdan müteessir olurlar. Yıldız: Sizi, sizden çok seviyorum!. Keza cihetin de önemini kaydetmeliyim: Evinizin ce¬nuba bakan pencerelerine Etli Nebatlar; Yılbaşı yıldızı, Cam güzeli; Doğu ve Batı pencerelerine ise Çuha çiçeği, Küpe çiçeği, ekseri Begonyalar, Siklamen ve Koleus saksıları koyunuz. Şimale bakan pencere önlerinde ise Eğrelti, Sarmaşık, Afrika Menekşesi, Begonya Rexve diğer yapraklı süs I nebatları yetiştiriniz. Fakat nebatların muntazam büyümelerini istiyorsanız, saksıları pencere önünde çevir-meyi de ihmal etmeyiniz. ★ ★ ★ Nebatların başlıca hayat unsurlarından biri de ha-, rarettir. Ana vatanları lıattıüstüva olan birçok yapraklar, yaz-kış yeşilliklerini muhafaza edebiliyorlar. Halbuki mutedil iklimin mahsûlleri olan birçok çiçekler, yumrular ve soğanlar muhakkak bir istirahat devresi geçirmek istiyorlar. Bunları kışın da yeşil tutalım diye gayret etmeyiniz. Ev nebatlarımızın normal hararet ölçüsü diye i5'20°C kabul ediyoruz. Şurasını söyliyelim ki nebatı müteessir eden şey, fazla sıcak veya fazla soğuk değil; âni suhunet tahavvülleridir. Kışın havalandırma mak-sadıyla pencereleri açarken dikkatli olunuz. Keza sak- Acelya: Sevilmekle bahtiyarını!..  Mİarınızı, kok la veya kaloriferle ısıtılan evlerde sıcak menbaına yakın koymaktan sakınınız. Kışın fazla sıcak ve kuru hava, soğuk ve karanlık kadar nebata za¬rarlıdır. Hava rutubeti vermek için su dolu tepsiler veya ıslak yosun bulundurunuz; nisbî rutubeti % 40 tan aşağı düşürmeyiniz. Bir ev nekadar temiz olsa da, zamanla yaprakları bir toz tabakası sarar. Teneffüse mâni olan bu hâli gidermek için miisit havalarda saksılarınızı hafif yağmur altına çıkarınız. Büyük yapraklı salon nebatlarınızı ıslak bir süngerle siliniz. Bu olmadığı takdirde temiz bir filit tulumbasıyla su püskürtünüz. Nebatların havagazı, gazyağı veya filit gibi havayı zehirleyen maddelerden müteessir olduklarını da hemen ilâve edelim. Saksılarınızda haşere veya hastalık zararları görünebilir. Haşerelere karşı bir litre suda 7-10 Gr. Lizol'ü eriterek veya bir litrede bir gram nikotin ihtiva edecek şekilde sabunlu su püskürtünüz. Piyasada hazır haşere öldürücü ilâçlar da mevcuttur; •tarifnamelerine göre kullanınız. Hastalıklara karşı ise kükürtlü veya bakırlı ilâçlar kullanılıyor. Fazla malûmat için en yakın ziraat teşkilâtı hizmetinize hazırdır. Gök, mâvi mâvi gülümsüyordu Yeşil yeşil dallar arasından. Altın sesi birdenbire sordu: “Ne haber eski aşk yarasından?.” “Kapandı” dedim. “Bitti karanlık, Vuslatla sona erdi o çile!. Bu huzur şelâlesi aydınlık, Yeni bir çağdır başlar seninle!.” Mevsim bahar devamı bir yaz’dı, Okşamak devresindeydi rüzgâr.. Yukarda bulutlar bembeyazdı Gelinlik elbisesi bulutlar... Nihayet bahtiyar başımızı Bir yastığa attığımız günden Aşkın hayata verdiği hazzı Neden sonra tatığımız günden... Bir ömür sürüyoruz bihaber Dehrin beyhude dağdağasından Gök, hâlâ mâvi mâvi gülümser Yeşil yeşil dallar arasından.Çiçekçi